4 Temmuz 2015 Cumartesi

ÇOCUKLARIN BABALARI İLE İLİŞKİLERİ

     İlk eğitimin evde başlayacağı gerçeği gerek okulda gerekse toplumsal geçerlilikleri de her zaman kendini doğrulamıştır. Bu gerçeklikten yola çıkarak yeni doğan kız ya da erkek bebek için baba bir model olmaktadır. Kız çocukları için baba bir güven kaynağı olmakla birlikte erkek çocukları için baba bir rol modeldir. Erikson’un kişilik gelişimi basamaklarında ilk evre temel güvene karşı güvensizlik evresidir. Bebek anne karnından çıktıktan sonra yeni dünyaya uyum sağlamaya çalışır. Dış dünyaya karşı savunmasız olan bebek ailesine güvenmek zorundadır. Bu dönemde aile bebeğin ihtiyaçlarını ve temek gereksinimlerini karşılamazsa bebeğin anne ve babasına olan güveni zedelenir ve kişilik gelişimi bunun üzerine kurulmaya başlar. Bu dönemde baba bebeğinin sevme ihtiyacını karşılamalı ve onu bu dünyada yalnız olmadığını hissettirmelidir. Örneğin bir baba çocuğuyla onun akülü arabasını temizleyerek,beraber bisiklete binerek onunla beraber  ya da kız çocuğuyla evcilik oynayarak bebek arabası sürüp bebeğine mama sandalyesinde mama yedirerek yalnız olmadığını çocuğuna hissettirebilir.

ÇOCUĞUN AHLAKİ GELİŞİMİNDE ANNE BABANIN YERİ

ÇOCUĞUN AHLAKİ GELİŞİMİNDE ANNE BABANIN YERİ
     Anne baba çocuğun ahlaki gelişiminde ve eğitiminde her zaman önemli bir yere sahiptir. Çünkü çocuk kendisine söylenenleri kendisine söyleyende görmüyorsa zihninde gördüğü  çelişkiyi tanımlayamaz ve konumlandıramaz. Çocuklarının sigara içmemesi gerektiğini tavsiye eden bir baba ve anne bu tavsiyeye kendisi uymadığında tavsiye boşluğa söylenmiş bir söz niteliğindedir. Kuşkusuz bir karşılığı olabilir; ama bu karşılık sesin duvara çarpan yankı durumu gibidir. Anne baba eğer çocuğuna yaptırım niteliğindeki ahlaki tavsiyede bulunuyorsa bunu kendi yaşamında göstermelidir ve ilk örnekliğin çocuğuna kendisi olduğunu deneyimletilmelidir. İşte bu deneyimletme girişimi çocukta bir bilinç ve karakter inşa eder.

     Zira bilincin ve karakterin inşa edilme sürecinde insan, anne ve babası vesilesiyle süreç içerisinde olgunluğa erişir. Ancak burada olgunluk kişinin hiç hata yapmayacağı teorik bir tam insan olduğu anlamına gelmez. Çünkü aile toplumun doğrudan ya da dolaylı en örgütlü birimidir. Ailedeki de-jenerasyon giderilemez bir noktaya ulaşırsa hem etik açıdan hem ahlaki açıdan toplumsal bir yıpranma söz konusu olur. Anne ve baba bu noktada toplumun değer yargılarını kendi içerisinde barındırmalı ve bunu çocuğuna yaşatmalıdır.